Perşembe, Mayıs 21

For my love

Yarı zamanlı aşık,Tam zamanlı dostsun
Üzerindeki dert bu araların son modası 
Başkaları başkalarında ne buluyor bilmiyorum
Senden başka.
Burası kilise,burası çan kulesi
Çok yakıştık birbirimize iki çirkine göre
Başkaları başkalarında ne buluyor bilmiyorum 
Senden başka
İkimize de geliyor öfke nöbetleri
Benim istediğim hayran,senin istediğin sahne
Başkaları başkalarında ne buluyor bilmiyorum
Senden başka.
Sen hep ideallerine sadıksın 
Aşığım ben hislerine 
Başkaları başkalarında ne buluyor bilmiyorum 
Senden başka.
Seni alnından öpüyorum trenin gölgesinde 
Seni romantikçe öpünce bütün vucudum sarsılıyor 
Başkaları başkalarında ne buluyor bilmiyorum 
Senden başka. 
Çakıllar affeder beni
Ağaçlar affeder beni
Neden sen affetmeyesin beni ? 
Başkaları başkalarında ne buluyor bilmiyorum 
Senden başka....


LOVE CK.. 

Salı, Mayıs 12

Being a Human being is SUCK!!

Sonunda korkulu rüyam olan 20.yaşıma da girmiş bulunuyorum.
Ne kadar acıdır o birdaha küçük olamıyacağımın ve birdaha 12-14-15 yaslarımdaki gibi pervasızca davranamıyacağımın yada kötü bişey yaptığımda "ahah cocuktur yapar" denmiyeceğinin yaşını çoktan geçmek kalbimi sızlatmıyo değil.
Düşünsenize kim bilirdiki,2 yaşında baktığın,sevdiğin insanı gözlerinden bile sakınıcağını yada kim bilirdiki,4 yaşında koşamazken büyüdüğünde en hızlı adımlarını ona karşı atıcağını yada ondan kaçmak için hızla kullanıcağını,10 yaşına geldiğinde okulda sevidiğin insan sana bakmadı diye köşede ağlıcağını yada annenin sana işaret parmağını göstererek büyümen gerektiğini sölediğinde yada 14 yaşına gelip ilk gençkızlığa adım atıp regl oldugun da eline gelen kan,ilk ilişkinden daha acısız oldugunu nereden bilebilirdim,bilebilirdin,bilebilirdik !!!,sen istemsen bile o gözlerin o ellerin iğrenç bedenlerin üzerinden hiç çekilmiyiceğini yada küçükken garip garip anlatılan o hikayelerin "gece uyumassan camdan uzun saçlı kız gelir seni alır" psikolojimizi bu kadar bozabiliceğini olduğun aileden bu kadar sıkılabilceğini onlara hiç ihtiyac duymadıgını ama küçükken seni yanlız bırakıp uzun seyahatlere cıktıklarında kendi kendine eglenmen gerektiğini yada sen oradayken orada yokmussun gibi deliler gibi kavga ettiklerinde bu kadar üzülebiliceğini ve onlar sana hayatın her çeşidini yaşatırken sen onların istediği çocuk olmak için çabalarken bunun için hiç takdir edilmediğini ve en ufak hatanda cezalandırıldığını,bunları nası görmezden gelebilirdikki.

*İlk kaçamak öpücük,suçluluk duygusu
*İlk kaçamak içki,suçluluk duygusu
*İlk kaçamak sigara,suçluluk duygusu
*İlk kaçamak sevişme,suçluluk duygusu
*İlk kaçamak cinsel beraberlik,suçluluk duygusu
*İlk kaçamak ot,suçluluk duygusu
*İlk kaçamak kız sevgilin,suçluluk duygusnunda beteri...

Bunlar belkide hayatımızın bir kısmını özetler ama hangi birimiz itiraf edebilirki her geçen gun bunlardan birini yaşadıgımızda eve gelip o anneden gözleri kaçırma babadan gizleme sakızlar çiğneme o yurekteki pişmanlık duygusunu hisetmediğimizi,ve sen bunları yaşarken onlar gene olanlardan habersiz her seferinde anlamsız kişilik hikayeleri yok "sunun kızı böle yapmıs,yok onun kızı şurayı kazanmış",iyide butun bunlar neden anlam veremiorum neden hepimiz bir sistemin ve düzenin kurbanı olmak zorundayız benim hayatımın tek amacı bi şekilde efsane olabilmek öle yada böle,bu hayata bişey bırakmadan ölmek canımı yakar her ne kadar ölmekten bu ara çok tırssamda ve sadece adını ve yuzunu görmediğim bi kadın için acılar çeksemde sadece annem oldugunu bildiğim.Evet sonunda 20 oldum ama 20'mi yolun yarısı içimde yaşayan 20 sene daha yaşlı ruhummu bilemiorum farkındalığımı kesmeliyim farkındalığımın verdiği rahatsızlığı silip atmalıyım,artık sevgilimi sevebildiğimi göstermeliğim canını yakmamalığım ne çok şey yapmalıyım tanrım biraz beynimde yer açta kendimi birtek aynada değil senin gözundende görebiliyim,oluduğun yer gökyuzunden..

"Büyüme yaşım büyüme,hadi bana bir masal anlat baba,amca,dayı,teyze,yenge"..


                           LOVE CK..

Cuma, Mayıs 1

Lé Pétit énfant

Büyük bir aşktı bizimkisi,çocuklar gibi masum,hür ve şen küçükken tanımıştım onu yanakları al yüzü kirlensede saflıktan kirlenmiyecek kadar beyaz,papatyaları soldurucak kadar doğal ve özeldi.
İlk tanışmamız bir kadın kuaförünün önünde olmuştu,neden orası derseniz 2 mizinde anneleri kendileri ile meşgulken biz kapıda sıkılmakla meşguldük çünkü sıradan değildik ve sıradan olmadığımızı 6 yaşında gölün kenarında beni sıradan olmayan bir şekilde öptüğünde anlamıştım,tanıştığımız yere dönerések kapının önündeydim üç tane misketim vardı cebimde elimde onlara bakarken içten bir "öf" ile yanıma oturan küçük "kızıl saçlı ve yeşil gözlü" kız bana doğru baktı ve dediki "hiç merak ettinmi o renkleri nası içine koyduklarını" utangaç baktım "evet hemde her elime alışımda onları bu yüzden seviyorum hep merakımı uyandırıyolar" dedim,gülümsedi ucu eskimiş ayakkabısını ayağıma vurdu bende küçük bi dirsek attım sonra annelerimizin işi bitene kadar konuştuk hemen kaynaşmıştık bilirsiniz çocukken bi zorunluluk yoktur kaynaşmak için nasıl olsa küçüktük ama dünya bize çok büyüktü ve bizde meraklıydık,küçükken elele gezdiğimiz sokaklarda büyüdüğümüzde elele gezdiğimizde o meraklı ve kınayıcı gözleri üzerimize hiç çekiçeğimizden haberimiz bile yoktu.
Geceleri bazen korkardım yanlızdım sahip olduğum tek şey tahta bir oyuncak ve onun sıcacık ve küçük ellerinin avuç içleriydi o yüzden her korktuğumda küçük camımdan battaniyemle iner onun evinin önüne kadar yürürdüm ve onu evinin önunde hazır bulurdum sonra küçük oyun çadırında uyurduk,zaman bölece geçtikçe ailelerimiz küçükken safça gördüğü o yakınlığımızı büyükçe kısıtlar oldu ve neden birbirmizle bu kadar vakit geçirmeye düşkün olduğumuzu hiç bir zaman anlayabilicek kapasiteye erişemediler çünkü bilmiyolardıkı bizi bağlayan hayal gücümüz ve kalbimizin en başından beri birbirimize ait oluşu onunla olduğumda hep büyümektan korkardım büyüyüp bigün hayat şartları değiştiğinde beni terkediceğinden ve kısa sürmedide uzaklaşma sürecimiz.
O yazın sonu okula başladık her zaman ki gibi okulumuzada elele gittik çünkü her gün yemek yemek kadar normaldi onun elini tutmak ve daha ilk günden bakışları üzerimize çekmiştik birbirimize bakıp anlamsızca gülümsedik ve saniyelerimizi bile beraber geçirdiğimiz hayatımızda ilk defa ayrılmıştık çünkü sınıflarımız ayrı düşmüştü ne yazık onu düşünmekten dersi dinleyemez olmuştum,o günün sonu okul bittiğinde okulun önünde buluştuk elimi uzattım uzattığımda havada asılı kalmıştı çünkü tutmamıştı önemsemedim eve kadar beraber yürürken sürekli sınıfından ve hocalarından bahsetti okadar heycanlıydıki bana sormadı bile ama olsun önemsemedim birbiri ardından gelen günlerde olduğu gibi gittikçe yanlızlaşıyordum çeşitli etkinliklere katıldığı için bazı günler eve hep yanlız dönmek zorunda kaldım,bir gün gene eve yanlız dönerken küçükken ne vardı,büyürken neden yok dedim içimden o gece ağlamıştım çok çünkü bi önceki gün eve dönerken hoşlandığı bir çocuktan bahsetmişti bana hiç bişey o günkinden fazla acıtmamıştı canımı.
Ve o sonbahar sonu liseye başlıcaktık ne kadarda büyümüştük,bütün zevklerimiz değişmişti o bütün yaratıcılığını ve zekiliğini güzelliyle kullanmayı tercih etmişti,ben ise kitaplara ve çeşitli sanatsal faaliyetlere vermiştim.Evet lisenin ilk günü okula beraber yürüdük ama el ele değil yanyana 1 2 sınırlı cümle kurarak ve tesadüfen bu sefer sınıflarımız aynı düşmüştü ama o yinede beni görmezden gelmeyi tercih etmişti,hatırlıyorumda çocukken bir gün sahilde gökyüzüne tersten bakarken demiştiki "seninle yaşıyacağımı bilsem ömür boyu,büyüyünce asla seni sevmekten çekinmezdim çünkü sen belkide yüreğime sakladığım en sevdiğim insansın ve bir gün hayatın getirilerine mahkum olursam ne olur beni şimdiden affet ve buraya bir gün bensiz gelirsen bensiz gelmediğini bil isterim"ve ben bunları düşünürken sınıfta gözlerinin içine bakmıştım ve onun bi an gülmeyi kesip buruk bi gülümsemeyle bana bakarken ağlamamak için yutkunduğunu gördüm.Neden ? dedim ve nedenimle kaldım.Her geçen gün dahada güzel oluyordu nerdeyse okulun en güzel kızlarından biriydi çok erkek hoşlanıyordu ve ben uzaktan onu izlerken sadece gülümsüyordum çünkü hayatında sadece bir erkekten hoşlandı 2 gün sürdü ve başka bir erkek onu elde edemedi çünkü yüzünde gördüğüm benim yüzümdü ve benim yüzümle kimseyi öpemezdi.
Ve bir gün okulun bahçesinde otururken beklemediğim bi anda yanıma geldi,kulağıma "seni seviyorum" dedi şaşırdım bende eğilip "seni ama sadece seni seviyorum" dedim.Elimi tuttu korkmadan sım sıkı  kalk dedi ve koşarak gölün kıyısına gittik ve belkide yılların acısını derinden çıkarır gibi saatlerce birimize baktık ve öpüştük beni küçüklüğünde bile sıra dışı öpen o kız sıra dışılıktan mucizeye dönüşmüştü,bana baktı uzun uzun "öle bakma" dedim "öle bakmasamda böle olmaz mı ?" dedi "böle olur" dedim gülümseyerek ve olduda  bütün çırpınışlara küçükken bile bilmediğimiz tepkilere rağmen şimdi o benim kadınım bende onun kadınıyım ve bu yazıyı onu sevmemin hiç sonu olmayacağı ve her gün sonu olmayan sevgimizi kutladığım anlar adına yazdım...

"Çok tatlısın."
"Tatlı!,Sen daha."
"Abartma."
"Abartırım küçük."
"Peki küçük." 

LOVE CK..

Çarşamba, Nisan 29

Try Unpersonal Jesus

Bu yazıyı aslında 3 gündür falan yazmak istiyordum fakat nedense bir türlü doğru kelimeleri seçemedim başlamak için ama en iyi başlama noktasını bu gece saat 1.41 AM'i gösterdiğinde seçtim..
Aslında düşünüyordum uzun zamandır neyi nası yapsam,taşı gediğine nası koysam diye ama düşünmekle geçmio tabi saçma sapan o insanı boğan karamsarlık hissi,keşke duygularımı dondurdugum gibi kendimi ve bulundugum geçirdiğim zamanıda dondurda bilsem okdr istiorum ki bazen ve şaşıyorum aniden bedenimin bu kadar uzun süre hayatta kalabilme kapasitesine ne güçtür Tanrım ! sanırım bir Personal Jesus'ım.
Aradığımı bulamama hissi bayadır yoğun içimde yada o kırık parçaların içimi yırtarak heryerimi parçalayacağını bilerek yutmak hazmetmeye çalışmak acılı bir sonuç doğurmuyo değil fiziksel ve manevi olarak,güzel olmaktan cok sıkıldım biraz çirkin olsam onlarıda anlasam diorum bazen çok şey yaşadığımı dusunuorum her gün ama her yeni gün başka bişeyleri daha yaşamadığımı farkediorum,buralar güvenli sular dediler gittim,yüzdüm geldim bi bacağımı köpek balığına kaptırdım dedim nası güvenli sular kardeşim biz sana orası demedik burası dedik dediler orda gittim,yüzdüm geldim,öteki bacağımı kaptırdım dedim son cırpınıslarımda kardeşim sen beni salak mı zannetin, yo hayır dediler,masumca yüzüme bakarak,ve anladımki onlar oraya güvenli su der sınır çekerler sen gider yüzersin ama düşünmessin içindeki köpekbalığına sınırmı dayanır görünende bir sınır vardır ama görünmeyende asla bir sınır yoktur, evet sayelerinde ölmeden bunu anlayabildim mutluyum aslında gözlerim kapalı değil aslında Wonder Woman'ım ben duvarların arkasını artık görebiliyorum,senide görebiliyorum beni masumca aldatırken o duvarın arkasında sessizce ve korkca onu öperken üzülüyorum ama bende gidip bir başkasını tutkuyla delilerce öpüyorum ama sen ne yazıkki o duvarın arkasını değil o duvardan geçemiosun bile.Kendin istedin ördün güzelse al sana duvar gelde ısıt beni şimdi yaslandıgımda duvara soğuk belime işlerken.

Salı, Nisan 7

You seem to be unusual..

Öğrendimki gece yarısı tatlınızı yerken amansızca soru işaretleriyle gelen annenizin ne kadar yıpratıcı ve hırpalayacı şeyler sorabilceğini ve öğrendimki insanların ön yargıları yuzunden kişilikleri belkide altın kadar değerli insanları sadece dünyanın yuvarlak olduğunu sölediği için asıyolarsa bu gece bildiğim herşeyi tersine çevirdim, ve istemsizce anladımki itilip kakılmak bir okadar kolay.Üzülmedim değil gördüklerim karşısında ve acımadı değil içim iyi niyetimin gözlerimin önünde suistimal edilişine,hani hamurdan bir adam yaparsınız belki çok seversiniz ve ona ellerinizle ve parmak uclarınızla anlam katmak için yoğurursunuz ve en son aşamaya geldiğinde gözlerinizi kapatıp derin bir nefes alıp "hadi ne olur canlan" dersiniz içinizden işte bunu her insan için istemek sanırım gerçekten aptallık bazen sadece kendimi sevmekle hata yapmadıgımı dusunuorum ama bazen istemsizce kırdığımı bilmek canımı yakamıo,uykularımı kacırmıo değil,ve hani bazen bir insan hiç umurunuzda olmaz dusunmessiniz bile ama sizin yaşadığınız yere gelip sizi aramadığını bilmek içinizde bi yerleri cız ettirir ve annenizin gece yarısı gelip tatlınızı yerken o can alıcı ve en derin soruyu sormasına sebeb olur "neden seni görmek istemiyor neden artık konusmuyosunuz senin anormal olduğundan mı vb.."Anormal kelimesi gerçekten can alıcı bi nokta yani ben anormal değilim ben belkide en anormallerden daha düzgünüm ama bu neden sadece ve sadece eşcinsel oldugum için benim kişiliğim kendime olan saygım herşeyim hiçe sayılıyorsa daha nedemeliyim gerçekten hiç bilmiyorum insanlar neden anlamak istemiyolar 2 kadnında yanyana mutlu olabiliceklerini şaşıyorum umarım bir gün herkez yaptığına ve karşısındaki insana hissetirdiklerine olabildiğince pişman olurlar..

Love CK...

Perşembe, Mart 19

On My Shoulders...

Sessiz kalemim,sakin nefes alışverişlerim,derin ve ıssız bir yolculuk gibi sensizliğe bile bile sonunu göremeden uzatmak elimi parlak gelen ışıklara..
Senden ödünç aldığım bir kaç ışıltı sadece kendi etrafımı aydınlatmaya yettiler arkamı dönüp baktığımda dünyam hala anlamsızca karanlıktı,içimden giden insanların yönünde gelmek,gelenlerin yönünde gitmek istedim en derinden terz yüz edebilcekmişim gibi kendimi.Bulanık,çok daha bulanık artık binlerce doz morfini zorla damarımdan bastıra bastıra vermişler gibi hissediyorum,bazen görebildiğimi ama aslında hiç bi zaman göremediğimin farkına varıyorum ve sen bilirmisinki alışılmışlığın yeri zor dolar ve sen bilirmisinki geceler boyu dizlerinin üzerine çöküp ağlamak ne denli kanatıcıdır içini yaşarken ölmek misali,sustuğum ve konuşmadığım anlarda içinden gelen sesler seni rahatsız etmesin diye müziğin sesini sonuna kadar açmak yada avazın çıktığı kadar bağırmak yada ölene kadar içmek hayatına son noktayı koyamamanın başarısızlığı yüzde kaçtır sence..
Düşlüyorum düşlemeye çalıştıklarımı özlüyorum görmeye çalıştıklarımı ve sonunda farkediyorumki düşlediğim ve özlediğim ne biri nede kimse var tamamen boş olmanın ne kadar acı verici etrafndaki kimsenin tutunamayacak kadar güvensiz olduğu hissi gecelerce aklımda büyük bir soru işareti,seviyorum demek bile zar zor ağzımdan çıkarken nereye şimdi omuzlarımdaki yük beni ezerken nasıl doğrulmamı beklersinki içimi karartan cümleler bir okdr daha karanlık olan yüreğimi nası ifade ederimki birazını anlattımda bile karsımdaki insanın bunalmaması imkansız ve anlayabilmesi,görebilmesi ve beni geceleri en yüksekten düşerken sarılabilmesi..İstediğim tek şey ne istediğimi bile bilmekti şu hayatta ama ona hiç bi zaman sahip olamadım ölece olgunlaşıorum etrafımda koca koca binalar yükseliyo jenerasyon değişi ve ben içten içe sitemsiz solgun sayfalara saklı kalıorum mükkemmel olduğumu sölerlerken mükkemel olmadığımı kendi içimde bilmek ama bunun için savaş vermek umursamadan yaşadığımı hissetmek ama olan herşeyi umursamak ve beni hiç yanlız bırakmıcanı söleyen insanların bi anda hayatmdan gitmesi bazen annemi çok özlüorum neden gittiki acaba,gitmesin kimse ne olur,değişmesin ne olur,özlemiyim ne olur artık beynimle oyun oynanmasın birileri kurtarsın beni,demek istemiyorum "BEN ÖLMEDEN ÖNCE BİR SÜRÜ DOSTUM VARDI"...

Pazar, Şubat 22

BİR GÜN..

Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde
Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa
Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde
Ve saatler geçikmiş zamanları çalarsa 
Bil ki seni düşünüyorum.

Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin,acil
Örtün karanlıkları masmavi denizlerde
Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl 
O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde
Bil ki seni bekliyorum.

Bir sabah gün doğarken aç perdelerini, bak
Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar 
Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak 
Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar 
Bil ki seni istiyorum

Gecelerden bir gece uyanırsan apansız
Uzaklardan elemli,garip bir kuş öterse
Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayanlız
Ve bir gün kabrimde bir kara gül biterse 
Bil ki seni seviyorum.

Salı, Şubat 17

Your kisses good as wine..

Acı bir tat gibi dudaklarımda yokluğun,serin ama ılık bir rüzgar gibi bedenimde varlığın..
Bir yaz akşamı oturduğum balkonuma doğru esen rüzgardan savrulan önümdeki koskoca cam ağacı ormanının sesleri,sabaha karşı eğlencelerden dönen sarhoş ama uykulu gençkızların sesi ve onlara dokunabilmek için arkalarından takip eden aç gözlü delikanlıların aç gözlü adımlarının sesi,sen şimdi içerde yorulmuş bedenini dinlerdirmek için uyurken ben usulca kalıp geldim yerimden bir bardak sallama çay ve yıpranmış sigara paketimle başbaşayım,önümdeki deftere senin için bir kaç satır karalamak istedim ama yapamadım sanırım daha o kelimelere sahip olamadım onun yerine bir serzeniş yazmak istemedim şuan sen uyurken hayatı nası gördüğümü bil istedim o yüzden bizi bir kağıttan daha mahrum ettim.Geceden kalma çöplerimize bakıorum ne kadarda pisiz ama olsun seninle burayı dağıtmak bile güzel keşke şimdi görebilseydin ve duyabilseydin güneşin dogarken bana sölediklerini yada cırcır böceklerinin nekadar cok dilek dilediklerini sabaha kadar hiç susmadıklarını,bazen gökyüzünü bu denli güzel gördükce içim biraz daha ısınıyor hayata çünkü gün batımları ve gün dogumları hep bir ressamın elinden cıkmış gibi güzel ve nadir oluyolar keşke bnde hayatımı kusursuz bi ressamın elinden çıkarabilseydim keşke kendimi inandırabilseydim gitmiyeceğine sen yatagımızda masum masum uyurken güneşin dogumuyla terleyen bedeninden sen bilmeden öpmenin ne kadar güzel oldugunu hissedebilseydin,gece boyu kollarımda öptüğüm dünyayı umursamadan seviştiğim kadının bu denli nasıl masum oldugunu görebilseydin ve bi insanın kendi çıplaklığı dahil başka bir çıplaklığa naslda tapabilir bilseydin ama göremessin işte uyuyosun silkelemedikçede uyanmıcaksın yada yanana masum bir öpücük kondurmadıkca ve o uyku sersemliğle beni başından cok kolay savıcaksın geri geleceğimi bilerek ama sen beni başından savdığında o kapıdan çıkan ayak seslerimi bir bir duyacaksın ve kapıdan içeri girmediğimde ensişeye kapılıp uyanıcaksın koşup bana sarılıcaksın yada öle isticeksin çünkü sen uykunda beni başından savarken toparladığım eşyalarımın sesini duymıcaksın gözlerim yaşlı çeke çeke sürüklediğim bavulun tekerlek sesine aldırış etmiyeceksin ve uyandığında aslında bunun sana yazılmış bir elvada notu olduğunun farkına çok geç varacaksın ama sen şimdi uyu ve güzel rüyalar gör daha saat cok erken ve erkenden denize gitmemek için herhangi bir sebep yok yaşlı insanlar için çünkü onlar belkide ömürlerinde son kez denizi okdr berrak görebilicekler o yüzden herşeye hep acelecidirler,gençken herşey ne kadarda güzel zaman yavaş olabilicek şeyler hep ertelenilcek şeyler ama bazen dün bugun,bugun ise dün oldugunu anlamak çok zor.Geceleri içkiden hafif sarhoş oldugumzda beyaz ve kapısında pembe çiçekleri olan evin kapısının önünde seni öpmek sonra elinden tutarak koşar adımlarla eve koşmak bir an önce derinden sarılabilmek için biraz daha fazla sen için çabalamak nede olsa nefessiz kalmak,sana bunları yazmak için nedenlerim yok ama beni bu yazıya götüren sebeplerim cok,bazen hiç duymadığın sadece kendi sesinin çıktığı noktalarda görüntünün düşünce sesini açtığımızda sana bakarken düşüdüklerimi hep görmezden geldin ve bilmedin ve bnde bilmedini bilerek sustum derin nefes aldım ve seninle sevişmeye devam ettim,düşündüğüm bildiğim şeyler yuzunden bazen odaklanamadım ama varlığını hiç inkar etmedim edemedim o yürekliliği taşımıyorum sanırım.Evet biraz önce sana baktım yerimden kalkıp bir sallama çay daha  yaptım o sırada sende sırt üstü uzanmıstın zaten uzaktan seni kokladım gün iyicene ağırdı bi ara farkettim uyuyakalmışım ürpertiyle uyandım ama uyumamalıyım nede olsa birazdan çayımı bitirtikten sonra bugun için rezervasyon yaptırdıgım uçağıma yetişmeliğim bu sakin sessiz küçük sahil kasabasından giderek uzaklaşalıyım seni ve anılarımızı burada bırakmalıyım,neden deme can simidi elinde koşturan cocuktan can simidini istemek geldi içimden ozmn kendi canım +1 canım daha olurdu büyümek için mantarları yerken zıpladığımda acılarımdan 5000 puan kazanabilirdim ve evet uyandın malesef tahmin ettiğimdende erken uyandın şimdi bize bir vedalaşma sahnesi lazım izleyenlere bir son göstermek lazım ve evet balkona doğru gözlerini avuşturarak geliyosun kapıda duran bavulun farkında değilsin içimden tshirtum üzerinde çok güzel durmuş demek istedim çünkü uzun sarı saçların sağınık gözlerin gökyuzundende mavi ve uykulu üzerinde yazan "born to be Famous"tshirtim tenine bu kdr güzel uyabilirdi ve sen yürüken içindeki çıpklaklığı kilodunun üstünde olmaması beni bnden alan ve yanıma gelip oturup "sevgilim ?" demen bnmde "günaydın sevgilim ?"demem sanırım bizi bütünletiren noktalar.Valizi farketmedin şuan farket istemedim gelip sarıl istedim seni kucaklayarak yatağa götürmek sonra öpüp öpüp koklamak derinden ve içten bakmak o gözlerine ve şöle sölemek "elvada demeden gidecektim aslında ama sen tahmindende erken uyandın sanırım kendimi gökyuzune biraz fazla kaptırmısım ama üzerinde gördüğüm ben,ben kokan ben cesaretimi kırdı ve sabahki o güzelliğin ve gözlerinden gelen dalgaların sesini kendimden alamadım çok aptalım ama böleyim uyurken başından savdın ama en büyük hatayı en başında yaptın sen beni UYANIKKEN hayatına aldın"...

Love CK...Be glamour Be unforgettable...

Çarşamba, Ocak 28

You said you needed me or at least tha's what I thought
At times the memories
Seem to be knocking at my door
I've seen the film a million times
Feels like I wrote the storyline
I refuse to replay
The mistakes that we made yesterday

I like to think I'm stronger now
Victim of common sense 
The truth is that I know I still
Confuse the past with the present tense
Condensing what we had
To single Frame
That sticks in my mind
As I try to move on 
The same image comes back every time

They were yesterdays mistakes
And they were yesterday's mistakes
Yesterday's mistakes
Somewhere

Forgive my selfishness
I'd be grateful If you can 
Forgive my ingratitude
You think I'm twice the girl I am
They say we should forgive
But not forget 
What has gone before
I refuse to replay 
The mistakes that we made yesterday

Yesterday's Mistakes

Güzel bir sabah,berbat bi geceden sonra uyandım..Başım okadar cok ağrıoki sanki üstünde bütün gece tepinmişler gibi,sigaramdan bi nefes aldım sabahın ilk zehirini doldurdum ciğerlerime yatağın kenarındayken üfledim odanın derin boşluğuna doğru sonra rutin işlerimden olan "facebook,myspace" gibi çeşitli sitelerime göz gezdirip kim kime nedemişi gördukten sonra msn'e girdim canım arkadaşımın günaydın selamını aldım ve sevgili bloguma yazmaya koyuldum ve bu sırada fonda çalan "Norah Jones-Come away with me" şarkısını gözden kacıramıcam çünkü bu sarkı bana hep,derin ıssız bir kasaba şehrindeki sahil evindeymiş gibi hissettiriyo ve sabahın o ilk ısıkları penceremden girerken huzur çalıyo kapımı..
Gel biraz düşleyelim...
Düşlüyorum bazen bi kadını,bir hayatı,bir aşkı,sebebi yok biliorum o kadına hiç kavuşamıyacağım nede olsa sdce hayallerimde ama bir gün onun yerini tutucak biri elbet gelicek ve geldiğinde onu kapıda çiçeklerle karşılıcam bende seni bekliyordum bak yemek hazır şarapta orda istediğin filmi seç kanepede yemeklerimizi yerken biraz birbirimize biraz da filme dalarız birimizden habersiz izlediğimiz filme kendimizi katarız sen Jane olursun bnde Jessica nasıl olsa baş roldeler tıpkı senle ben bilmezmiyim o bakışları film havasında yürüyüşlerini en cok en bana hitap edersin bütün film boyunca bnm peşimde sen senin peşinde ben,derken film biter ışıklar söner büyük geniş yatağımıza geçiş yaparız yavaşca soyunur birbirimizi seyrederiz seyre dalmışken gözlerim bi an olsun çekmem dudaklarımı teninden,sıcaklığın güzelliğin bin bir eda içerisinde dans ederler yüreğimde sonra boynuna düşen saçların yorgunluktan kapanan gözlerin halsiz kalan bedeninden öper uykuya dalardım sessizce...Tutkuyla sarıldığım bedenine gün doğarken penceremizden esen meltem rüzgarı havalandırırdı çarşafımızı ürperirdik gece boyu çıplak tenimizin sıcaklığla uyumuştuk nede olsa başka bir şey istemezdi aramıza nede olsa bebek gibi kokarsın..ve veya hayal etmek güzel işte nede olsa "hayal" ama onu somutlaştırdığımda eminim herşey daha güzel olucak..
bu yazıyı hiç koyamıcamı düşünüordum ama somutlaştırdım ve koydum...

love CK...I need to some fine wine 

Pazar, Ocak 18

That's me all about Me..

Tıkırtılı bir at arabası sokaklarda,sesi çok uzaklardan gelen umutların habercisidir o tıkırtı senkronize olmuş adımlarıyla..
Gençtim evim sokağın en işlek caddesine bakardı,camım tam önunde bir ağaç vardı mevsimleri onun haraketlerinden anlardım hiç kafamı kaldırmadan yattığım zamanlarda o bana yaz derdi yada kış derdi yada baharı müjdelerdi,sabahları annem ekmek almaya yollardı kahvaltı için üşenirdim o sıcak yataktan kalkmaya ama sigaraya ilk başladınız zamanlarda pek üşengeçlik kalmıyo fırlar gibi yataktan kalkıp 2 arada bi derede nası sigara içsem diye koşu veriyosunuz özellikle o sıralar migrosu cok sever olmustum gidiş dönuşte bir sigara içimlik yol vardı,pek tabi anlarsınız ki eve girerkenki sigara kokmama çabalarını,ozamanlar okdrda işlek değildi bu cadde tek tük geçen insanlar ve birbirini tanıyan esnaf ve esnafın tek tek tanıdıgı ayşe hanımlar,mehmet beyler ve onların çocukları..Mahallenin sokaklarında oynardık çocukca neşemizle ama birde mahallenin en havalı gençleri vardı onlar geçerken top atılmaz durulur bir duvarın üstüne oturur bizimle alay ederlerdi yada oyuna katılıp istediklerini oyun dışarı bırakırlardı evet yaramaz ve haylaz bi çocuktum hiç kız çocuguna uygun bi tip olmadım zaten..Sonra o yıllar geçti büyüdüm artık mahallede oynamaz olduk ergen tavırlarına girdik birbimizi görsekte selam vermez olduk çünkü hepimiz o çocuksu masum saflığımızı kaybetmiştik artık yeni arkadaşlarımız gidilicek kafelerimiz vardı etrafımızda sokak gittikce genişliyor kalabalıklaşıyordu ve bizde kalablıkla beraber büyüyorduk istemeden sonra ilk aşkımı yaşadım bu kaldırımlarda uzun sarı saçlı,yeşil gözlü kız,komşu evin kapısında geçen konuşmalar,annemler pencereden görmesin diye en uzak köşede arkadaşca takılmalar,oda öyle gelip geçti büyüdü kapıma uğramaz oldu,sonra ilk içkim kapının önunde kusmalarım,annemle kavga edince basamakları hızla koşup oluduğum yerden olabilidğim yere kadar koşmak ordan bir an önce kaçmak ve sevgilinin evine sığınmak...
Evet,evim sokağın en işlek caddesine bakardı ve hala bakmakta ama o pencereden bakan ben artık aynı işlek caddeye bakmıyorum,bakamıyorum çünkü beni ben yapan her adımını ezberlediğim bütün evrimlerini gördüğüm bu yerden her adımımda hayatımın her evresinde biraz daha uzaklaşıyorum çünkü hayatıma giren her insan buraya bakış açımdan hayatımdan bir parça alıp götürüo,almıcaklarını hiç bi zaman düşünmedim zaten,tatlı huzur dolu aşık cansu gecenin köründe telefonuma evinin önündeyim hadi el salla diyen umutlu gözler şimdi ben bunları oturmuş yazarken hayatlarının bi döneminden öylece geçmişken,hepsi aklımda tek tek bir anı,kaç kere penceremden bakarken bu sokağa doğru ağladım hatırlamıyorum,kaç kere uzakta olan sevgilimi geri getirsin diye penceremden gökyüzüne dua ettim gecelerce ağladım oturdum ay ışıgının önune bi kahve bi sigara içtim uykusuz gecelerimde,telefonlarda kavga ettim,okadar insan tanıdım bu sokakta biri dönüp camıma bakıpta ağladığımı görmedi yada biraz uzakta olabilmek için büyümeyi dilediğimi yada yaşım 4 boyum 1.10 cm ken meraklı gözlerle onların hayatıyla ilgili yorumlar yaratmaya çalıştığımı,diyorum ya içimden "Neredesin ey kurtarıcı neredesin gerçek aşkın sözleri kalbimi taş ettin koydun bir kenara şimdi birde acı çekmesini bekliyorsun oturmuş karşıma,dile getirde acılarımı acı çektiğini biraz olsun hissedebiliyim biraz olsun geceleri irkildiğimi bilebilsin şu sokak,kalanlar gidenler hepsi aynı kar yağdığında ışıkların altında öpüşen çiftler köşede aşkı için ağlayan tipler hepsi aynı ne farkın vardıda kurtarıcı hiç gelmedin hiç tıklatmadın şu pencereden bak ben büyüdüm artık 1.10 değilim yaşlandım bile ama sen yine gelmedin gelmede bundan sonra istemem geç kalmış aşkı önce kendini kurtar sonra beni.."
İşte böyle,zaten bizim evin önünden hiç at arabası geçmedi hiç hayal ettiğim gibi bir kırmızı koltuğum,üsküdara giden hanfendilerim olmadı sokağım da yada cızırdayan bir radyom ne kadar istemesemde bu devirin çocuğuyum hala eski örf ve adetlerle yaşayan,yüreği kısıtlanan düşünceleri yontulan ve şaşıyorum hala sevebiliyo olmaya hala yeniden aşık olabilio olmaya ve bu yuzden fotoğrafcıyım duygularımı sabitlediğim gibi günü geldiğinde anı da o güzellikte sabitlicem sonra mahalleden cocuklar gelip görünce şaşırıp kalıcaklar yeşil yapraklar soldu şimdi kış sonra bahar ozaman ben 20 olucam 20 adım atmış olucam 20. adımıma beklerim ama şunu unutmayın benimle bi gün tanışıcak olursanız yada yakından tanıyosanız yanıma çocuklugunuz ve anılarınzla gelin gelin ki size bu sokakta bi kahve ısmarlıyayım sonra sarılıp ayrılırken ve bu yazıyı okurken beni görmek için arkanızı döndünüzde anılarım sizin gözünzde canlansın siz ben olun ben siz olıyım uzaktan ağlıyalım..

That's me ALL about me..love CK

Çarşamba, Ocak 14

Crystal Castles


BRING CRYSTAL CASTLES TO TURKEY!!

Hmm,evet artk düşündim ki bu konuya biri el atmalı gerçekten "CRYSTAL CASTLES" ülkemizde görmeyi baya bi arzuluyorum
butun ed bangerları dinledik birazda böle olmalı diye düşünüyorum hatalıysam arayın =) 


"WHERE DO ALL THE LOVERS MEET WITH ONE ANOTHER
 IN AN EFFORT TO UNCOVER WHAT HAS HAPPENED TO THE SILENT DAYS?
DESPITE ONES TO THE CORNER,DREAM OF SOMETHING WARMER
A SEMBLANCE OF OUR OLD WAYS,WHAT HAS HAPPENED TO OUR HANDMADE DAYS?"



Love Me Tender..

Sesten gelen sessizlik,şarkılardan gelen yanlızlık 6'ıncı sigaramdan sonra başladığım yazımdan sesleniyorum "BİRİLERİ AMBULANS ÇAĞIRSIN".. Yorgunum okadar okadar fazla yorgunum ki bazen kendime baktığımda tanıyamaz oluyorum yada kendimle ilgili belirli çizgileri çizemez oluyorum ve bazen bir alkol müptelası gibi durmadan dönüyorum olduğum yerde yada baktığım yere varamıorum yada tam ortasından düşüveriyorum,birde anektod geçiyorum,
"Alicia Keys-If I aint got you" şarkısı bana sebebini bilmediğim çok şeyler hissetiriyo herneyse konuya dönelim ilk bu blogu açtığımda bir arkadaşım demiştiki "hadi hayırlı olsun ama neşeli şeyler yaz okurken içimiz karamasın" şimdi bi insan neşeliyken nası yazı yazar daha henüz tadmadım sadece bir kere günlükle alaklı bişey yazmıstım oda sadece bir kere o yüzden neşeli sözcüklere bakmayalı cok uzun zaman oldu bazen derinden neşeli olduğumu hissettiğim ama aslında yanlız kalıp yatağımın kenarındaki camımdan baktığımda öle olmadığıyla ilgili yüzleşmem çok zaman almıyo ve biraz acıtıo..Geçmiş hep gölge gibidir ya insanın içinde atamayacağı silip yeniden yazamıyacagı tek yeridir belkide eskiden çok meraklı bi çocuktum insanları onların duygularını çok fazla önemseyip merak ederdim ve zaman geçtikçe büyüdükçe insanın merak duygusu azalıo çünkü ozaman sizinle birlikte bedeninizde büyüdüğü için ve insanların sizin üzerinizdeki merak duygusu arttığı için o çocukluktan gelen merak duygunuza yetişkinlikle gelen ve büyüyen memelerinizi sokamıyosunuz =) şuan buna güldüm,yazının sonunu getiremicek kadar çok şey var aklımda ama bütünleştiremiyorumi,dün gece ağladım biraz uzun zamandan sonra gelen gözyaşları birazda yüreğime itfaye görevi gördü aslında yanlız kalmaktan nefret ediyorum ama yanlızlığıda bi okadar seviyorum,teninin kokusunu ezberlediklerim bilmez onlar için gecelerce ne kdr üzüldüğümü güler geçerler işte olsun gülsünler,ben büyüdüm çoktan kapılara sığmaz oldum ama bi sen geçemedin o kapıdan...

Pazartesi, Ocak 12

Adorableness Suri <3

SHE İS THE NEW BOMB 

Evet bu fotografta görüldüğü üzere sıkı bir alışveriş takipcisiyiz ayrıca bilgisayarımda olan bir fotografındada ayakkabılarnın emerica olması gözümden kaçmadı değil skate-fashion bir arada WHAT A PERFECT CHILD!!!!


Ve şimdi ben Suri'yi dünyanın en tatlı çocuğu olarak ilan ediyorum ve sevgili arkadaşım herecomesthesunlight'a burdan iletiyorum bencede Shiloh'la baya baya kanka olurlar hatta kasıp kavururlar ama bence Suri geleceğin moda ikonu ve onu böle giydiren sevgili Katie Holmes'da burdan tebrik ediyorum ve Tom Cruise'la gerçekten bi şaheser yaratmışlar görürsem bi kere öpücem =) 2 sinin yanaklarından =)



Passione




Hmm evet şimdi gelelim bu güzel albüme,müzik zevklerimin arasında klasik muzikte olduğundan sizinle bu albumu paylaşmak istedim çünkü uzun zamandır dinlediğim benim açımdan en güzel opera albümü ve gerçekten başarılı bir tenor aynı zamanda italyan belli olduğu üzere,hafif loş bir ışık ve biraz şarapla günde 2 doz tavsiye edilir..

Love CK...

Fill in My blanks..

Açtım aşk defterimi
Hatırladım sevdiklerimi
Her birisi bir başka alemdi
Aramadım o günleri

İlk sevgilim hangisi 
Nasıl yaktım bunca ateşi
İnanmazdım görmesem karşımda
Aşk tüten bu yüzleri

Kim ağlattı beni,kimi güldürdü
Kimisi hiç sevmedi sever göründü

Açtım aşk defterini 
Canlandı hatıralar 
Gülen resmin arkasından
Aynı sevgili bakar

Unuttum geçmişleri
Unuttum o günleri
Eski sevgilileri

Bügün yolda yürürken bu şarkı çalıodu aslında tesadüfen raslaştım şarkıyla sevgili Ayla Dikme'nin şarkısı nede güzel sölemiş zaten acaba Issız Adam olmasaydı Ayla Dikmeni nasıl keşedicektik orasını bilmiorum ama iyi bir keşif olduğuna şüphem yok..
Aslında beni duygulandıran kısmı ilişkilerin bu kadar kolay başlayıp bu kadar kolay sona ermesi hani eskiden tutkular varmış insanların peşinden koştukları sahip olmak istedikleri hayaller,ama hiç sahip olamadıkları sevgilileri acaba diyorum nerede hata yapıoruz yada gün geçtikçe demorelize oluoruz ve bi şekilde içimizdekileri yapay olan herşeyle yerini değiştiriyoruz,aldatıyoruz yalan sölüyoruz küçümsüyoruz yada unutuyoruz ne kadar acınası ve iç karartıcı..
Uzun zaman önce insan hayatı ve insan gelişiminin süreçleri üzerine okadar çok düşündümki bazen kendimi bir yerde eğlenirken yada içkimden bir yudum alıp daldığımda ve sadece hiç birşey yapmadan insanları izlediğimde neden böle sürüdeki hayvanlar gibi davrandığımızı anlamaya çalışmaktan biraz olsun kendimi alamıyorum,herkez aynı müzikle dans ediyo herkez aynı dans haraketlerini yapmaya çalışıo kimilerin amacı karı kız kimilerin amacı kaçtane adam götürsem kimilerin amacı içip içip deli gibi yollarda kusmak yada bi şekilde aklında olan iğrenç fikirlerden kurtulmak bu aslında dışardan bakınca çok acı ama içerden gerçekten öle değil çünkü bende bunların içindeyim ve bende çoğunu yaptım bazen amacım sadece birini tavlamak yada sadece içip içip şarhoş olup unutmak oldu,ama farkettimki en önemli nokta insanın içindeki o sızı ve farkındalık duygusunun verdiği pişmanlık,hani insanın içinde bi nokta vardır böle hep aynı yer sızlar sanki ne olursa olsun mutlu olsanızda gözlerinizi daldıran hep o noktadır yada bi anda gözlerinizi aniden dolduran o noktadır ve işte bence ne yaparsak yapalım o noktayı hiç bi zaman öldüremicez çünkü en katımızdan en iyi kalpli olanımıza herkezin bi yüreği var ve bu yüreğe sahip çıkmak her yiğidin harcı değil o yüzden boşa giden zamanlar yerine,dop dolu cap canlı zamanlar yaşayıp kendimizin farkında olmak işte bu nokta insanı yücelten noktadır sanıyorumki hepimizin bir şekildede olsa yücelmeye ihtiyacı var....

Sevgiler CK...Be cool Be nice

Pazar, Ocak 11

Until We Bleed.

I'm naked
I'm numb 
I'm staying
And if Cupid's got a gun, then He's shootin'

You wasted your times 
On my heart 
You've Burned
And if bridges gotta Fall,then you'll fall,too

Now we're bound to linger on
We drink the fatal drop
Then love until we bleed
Then Fall apart in parts..


Sadly, NO

Soğuk hava soğuk kış genelde pek sevmemişimdir nedense belkide bahar çocuğu olduğumdan dolayıdır ama bu soğuk kış günlerinde izlediğim Vivienne Westwood,YSL ve Armani defileleri içim açtı diye bilirim.Onlar içimi açmışken bir yandanda içimi kapatanlar olamadıda değil tabiki,böle umutsuz ve üzücü ilişkilerden artık okadar yorucu gelmeye başladıki anlatamam heralde,yani ne bilim toplumun baskısı insanlar üzerinde okadar çokki gerçekten insanlar yapmak istediklerini,sölemek istediklerini asla hissettiği belki böle yıllarca uzaktan sevdiği insana sırf bu baskılar yüzünden geri adım atmak zorunda kalıyolar ne kadar acı,canımı yakan bu ya sevdiğine dokunamamak bir kere bile şöle gözünün içine bakıp kalbinden geçen şarkıyı söleyememek,Ah dostlarım,okadar yapayızki ve okadar tükeniyoruzki adeta ama benim sevmek istediğim ve seveceğim çok insan var özelliklede ben Fransa semalarında Parise bakıo olurken,hep dediğim gibi bir gün burdan çok uzakta olucam kimsenin görmek bilmek istemediği yerlerden onlara selam gönderiyo olucam ve unutulucam görmezden gelinicem ama genede efsane olmasını bilicem... 

Stay calm,Stay clean Love CK...

Cumartesi, Ocak 10

Say Hello,

Bazen boşluğa düştünüz onlardan çıkamadığınız olur ya,hani kaçar gider ya uzaklara herşey yakalamakta zorlanırsınz keşke dersiniz işte bende keşke dememek için bir blog açtım sevgilerimi ve saygılarımı sunarım,görmek istediklerim ve görmek istemedeklerimi yeterince gösterebilmek dileğiyle...