Çarşamba, Mart 17

NO.

İçimi yakıo,söliyiek sözüm bile yok...ne kötü aşk.. ne kötü kötü aşık...yanımda olsa keşke herşeye rağmen kokusunu herşeyini çok özledim eski günlerdeki gibi ama öle bi hal aldıkı görsem suratına tükürürüm,neyse umarım hayatı güzel olur benden geçti o,geçirelide çok oldu...gitmek istiyorum buralardan hemen ilk ucakla,trenle,otobusle,arabayla,bisikletle,motorla,vapurla öff işte ne olursa..ne kadar uzak okadar iyi ama sanrım ömrüm boyunca kalbimde falan kalıcak cok garip ne yaparsa yapsın gitmio içimden boşluk boşluk boşluk neden neden offf.....Ağzıma Sıçılingen vol.23456345....

Salı, Şubat 23

Miss missing.

Bugün onu çok özledim,kalktım bir sigara yaktım içime doğru çekerken sabahın aydınlattığı sokağıma bakan camımdan öten kuşların gagasına kondurdum üflediğim dumanımı.Ah dedim, nerde yanlış yapmışım ki gözlerim yaşlı penceremde kalakalmışım,hata etmişim bilmeden bir hatayı sevmişim gene yarı yolda kalmısım...

Pazartesi, Ocak 18

Gözümü açtığımda yerde yatıyordum,tam olarak bana ne olduğunu anlamamıştım ama farkettiğim kadarıyla ufak çaplı bir düşüş,kafadan vuruluş,bir kalp krizi kısacası kriz yaşamıstım.
Geceleri çok çekilmez oluyo bu sıralar daha önce tadmadığım hissetmediğim duygular yutkundukça boğazımda takılıp garip tadlar bırakır oldular aslında ben istemedim böle olmasını yada bu duruma kendi kendimi itmedim herşey birden gelişti bütün korkularım,arkama attığım gözyaşlarım kapımı çalar oldu hergün tek tek ama yüreğimde dayanamaz oldu.Nede olsa yürek bu kürek değil ya.
İstiyorumki denizin dalgalarında sürüklenip karaya vuruyim hayatımı palmiye ağaçlarının altında geceleri biraz ateş yakarak yıldızların en yakınımda olduğu anı yaşıyım hava temiz,ruhum temiz aksın gitsin.
Aşk,sölerken bile içimi yakıyor tam bulmuşken kaybediyorum sanki gün geçtikçe,yüreğim ona elveda derken ellerim ellerinden kopamıyor zaten okadar yumuşaklarki gece uyurken kafama koyduğu başı uykunun verdiği şişkinlikle kenara kayan dudakları beni saran kolları onu bukadar güzel kılan tek şey aşkmı tanrım bir başını öne eğişi silmeye yetiyo bütün kederlerimi yada gözlerini utanarak benden kaçırışı işte yüreğimde böle taht kuran 3 kelimenin çok uzak değil yakında bunları hissedemicek kadar uzaklara gitmesi gözlerimi kızıldeniz'e çevirmeye yetiyor.İşte sen geldin,göçtün Aşk.
Ehh,işte yavaşca parçalara ayrılıorum gözlerim görmesi gerekenleri değil görmek istediği şeyleri görür oldu fark edemiyorum taşıyamıorum ve her geçen gün kayboluorum ve sanki bir girdap gibi sanki etrafımdakileride içimde yok ediyorum Eyer dünya bana gülümsemesini bilseydi ben onu kucaklamaya hazırdım ve eyer sevdiğim gönül verdiğim herşey kıymetimi bilseydi canımdan bile vazgeçmeyi hazırdım ama ne dünya nede insanlar kıymet bilmediler o yüzden artık,yanlız olmak tanrıya değil bana mahsus...

"Ah sessiz aşk neler yazmış,öğren artık okumayı 

aşkın sırrına ermişler bilir gözleriyle duymayı"..


W.Shakespeare 

Pazar, Kasım 8

Bazen,

Düşüyormuşcasına sarsılmaz mı gövdem sanki düşerken karın boşluğumu bir yere çarpmışım da 5 sn'de olsa nefessizliğin nasıl bir his olduğunu tatmışım,ağzımda kekremsi bir tat bırakmış içmişim günlerce gitmemiş sormuşum kendime ne çok 

-miş'li geçmiş zaman eki kullanır oldun sen.

Öle değilmiydi ya zaten herşey mişlerden oluşmazmıydı yoksa ben mi kendimi inandırmıştım (bir miş daha) e öl olmaydı "Ermiş" lere nede "Ermiş" demişler Ermiş'se nerden bilsin mişli geçmiş zamanı o,gelecek zaman ekiyle konusurken.Zaten hayat anlamsızca ekler ve sıfatlar ekleme peşinde değilmi bize ilave etmeye,o yüzden düşünüyorum hayata ayak uyduramamamın sebebi sanırım kendimi betimliyememem,ve bir konuda henüz sıfatlandırmış olamamam hani biri bana gelip "sıfatına tüküriğim senin" dese yağmur yağdı sanarım.

Tek ihtiyacım olan duvarıma asabilceğim bir mutluluk tablosu ve arkasında yazan mutluluk hikayesi ,bir oda,bir duvar,bir koltuk ve hayatımın usta bir ressamın ellerinden çıksada kusursuz bir resim gibi görünen ama aslında çokta kusursuz olmayan ek olarak karmaşık olan o tablosu,fonda bir "claude debussy-claire de lune" ellimde sevdiklerim viski kadehimde,yudumladıkca beynimde dans ederken o kekremsi tadı anarak şerefe.

Böyle bir hayat benimki azizim ne yaparsın,miş'li ecek'li acak'lı ekleri barındırmadan tamda hayalperestlerin olması gerektiği yerde gururla ve sevgiyle sunar.


"Veni,Vidi,Vici" 

by Napoleon Bonaparte...


"Gidemedim,Göremedim,Yenildim"

by Cansu Korkmaz...

Cuma, Ağustos 28

BENCE.

Görmek istiyorum duygularını,

Duymak sevdayı ellerimde...

Birtanem,

Ne çok düşledim seni..

Sensiz olduğum,

Bunca..

Bence,

Yüzlerce zaman içinde...


Gönülden duymak seni,

Birtanem..

Bence,

Sadece

Birlikte olmak özgürce...


Sevmek seni,sahiden..

Birtanem,

Yüreğimle gördüğüm.

Gözümle dokunup,

Elimle dinlediğim..

Sevgi diye bildiğim,

Herşeyi paylaşmak seninle.


Sevgili Babam CK'nın dizeleri yıl 1993.

Cumartesi, Temmuz 25

Don't wanna See...

Canımın sıkılmasından sıkkınım,etrafımdaki insanlara nolur gitmeyin diye yalvaran gözlerden bakmaktan muzdaribim,yanlız kalmamak içime dönmemek için bişilere ihtiyaç duymaktan..Lafın başına başlarken arakasını unutmaktan,hiç bişey için yaşıomuş gibi yaşamaktan sırf yanlızlıktan geride kalan duygularımı anlarımı özlemekten duygusuz olmak için bu kadar çaba sarf ederken duygusuz olmamaktan gizlice herkez uyuduğunda sessizce içimden ağlarken,gözlerimden küçük sıcak ıslak gözyaşı damlaları dökmek,hayatımı alt üst eden şarkıyı defalarca dinlemek,
"Trespassers William-love is blindness" hergece yıldızlara bakıorum ama eskisi kadar mutlu olamıorum çünkü artık aradığım şey gökyuzunde değil içimde ruhumda kalbimde saklı,yanlızlığımdan en eski aşklarıma yalvarasım gelio ne olur dön diye onlar okadar kapımda ağlarken dönüp bakmadığım zamanlar aklıma gelio ama biliorum bu bi dönem mutluluğun en ince kısmını kaçırıorum daha tam yakalayamadım çünkü aslında ben zaten böle mutluyum ama daha henüz farkında değilim çünkü uzun süredir ilk defa hayatımda biri olmadan bir yaz geçiriorum ama yinede saçma sapan egosal ilişkiler yaşamaktansa yanlızlığımda geçirdiğim bu güzel yazın tadını cıkarırım çok daha iyi.
Bi anda yeniden gençleşmek istiyorum ama ondanda korkuorum artık karanlıktan bile korkuorum içimdeki yanlızlıktan çok cesaretsiz ve güvensizim hiç olmadığım kadar.Fakat beni üzen bu cesareti ve güveni etrafımdaki insanlardan alıyo olduğumu fark etmek oldu beni korkutan onlarla 1 ken 0 olmak aslında kendi başımadaykende 1 olamamak acıttı ama gerçekler acıdır iyikide acıdı artık 1 olma yolundayım ruhum. 

Cuma, Temmuz 17

4 in the morning.

Sesini duyunca içimde kımıl kımıl hisler uyandıran canım dostum.Şimdi uzaklardasın bensiz bensiz bilmediğin yerlerde huzurlardasın hüzünlensemde,üzgün olsamda mutluyum biliorumki bu yolculuk sana cok iyi gelicek iyikide gelicek çünkü döndüğünde bodrum sahillerinde seninle yan yana şarkı sölüyo olucaz iyiki varsın herşeye ve herkeze rağmen benimlesin,yılların ve acılarımızın,kavgalarımızın yıldıramadıgı dostluğumuzu hergün dahada çok pekiştirioruz çünkü ileride italya semalarında beraber küçücük Türkiye'nin ufacık şehrine Istanbul'a bakıp gülücez çünkü taksim bizim için 2 oda 1 salon olmuşken roma sokakları bize villa gibi gelicek.Seninle geçireceğim günlerin herbirini içimde iple çekiorum belki bu kadar uzun süre ayrı kaldık ama benden uzağa ve ulaşamayacağım yerlere hiç gitmedin havaalanına gelicektim ama sana veda etmek en sevdiğim çizgi filmi kaçırmaktan beter sözlerini tut,sözlerimi tutucam. 

Seni çok ama çok seviyorum Kurabiyemin Şekeri...

Perşembe, Haziran 25

Something,Anything,Everything...

Hoşcakalmamak için hiçbir sebebim yok sanırım...

Gök,aniden haziranın son günlerine doğru bunaltıcı sıcağın basıkısı azaltıp hava'yı serinleticek yağmuru yağdırmak için,Gürledi.Nede seversin sen beni küçük kız çocuğu,gün geçtikçe anlıorum ki bakmakla,görmek arasında nası çok fark varsa hissetmekle,hissedememek arasındada cok fark var.Eh insanız nihayetinde aldanıoruz gözlerimiz kapalı yürüyoruz ateşlere sonrada yüzsüz gibi bunu kabul edip bide üzerine şarkı yapıoruz "ateşteyim ben ateşte aklım gitti bir kıza işte" ne ayıp ! ama olmasa da olmuo,aşk olmalı ki,maneviyatımız güçlensin kuvvetlensin bizde mutlu insanlar ve bireyler olabilmek için 3-4 gün ağlayalım sonra yeniden sayfalar açıp sanki bi önceki sayfa şimdi açtığımız sayfadan daha değersizmiş gibi özenle yazmaya başlayalım. 
Gök,aniden sustu yağmur da yağmadı o yuzden,Gürlemedi. Off ! 

*Bu yazıyı dün yazdım ama uyuya kaldım ne şaçma,seni severkende işte böle kendimden geçmekten korkuorum ne saçma ! 

Perşembe, Haziran 18

Somewhere,Anywhere,Everywhere...

Biraz şarap,biraz mum ışığı yeter de artar sölemek istediklerimi söleyebilmeye..
Oturuyordum ölece sanki hayat hiç akmıyormuşcasına duruyordum sanki hiç düzene aykırı yaşamıyormusum gibi birde yer çekimine karşı koyuyordum,sana bakarken ve seni izlerken çünkü bana seni sevmemek için ne bir sebeb bırakıosun,nede kural tanıtıyorsun..
Sanki kalbim seni bilmişte sevmiş,sanki herzaman olman gereken yerdeymişsin gibi yada sanki daha önceden biri sana kalbimin klavuzunu vermişte hemen bulmacanın sonundaki ödüle ulaşmış gibisin emin ve kararlı adımlarla ileriosun bana bile sormadan beni bile arkanda bırakarak.Ne olur şimdi tam burda benimle el ele yürü tam burda sana bir şarkı mırıldanayım..
Nası bir şarkıdır ki her dinlediğimde kendimi sana daha fazla aşık hissetiğim nası olurki sensiz geçirdiğim zamanları hiçe sayarmışcasına..

Little bit..

Uh ooh ooh uh ooh ooh uh ooh oooh
Uh ooh ooh uh ooh ooh uh ooh oooh
Uh ooh ooh uh ooh ooh uh ooh oooh

Hands down
I'm too proud, for love
But with eyes shut
It's you I'm thinking of
But how we move from A to B it can't be up to me
Cause I don't know
Eye to eye
Thigh to Thigh
I let go

I think I'm a little bit
Little bit

A little bit in love with you
But only if you're a little bit
Little bit
Little bit
In lalalala love with me
Oh ah

Uh ooh ooh uh ooh ooh uh ooh oooh
Uh ooh ooh uh ooh ooh uh ooh oooh

And for you I keep my legs apart
And forget about my tainted heart
And I will never ever be the first
To say it's still a, Game over
Ah ah ah
I would do it
Push a button
Pull a trigger
Climb a mountain
Jump off a cliff
Cause you know baby I love you love you 
A little bit

I would do it
You'd say it
You'd mean it
I would let you do it
It was you and I and I only 
Ha hm

I think I'm a little bit
Little bit
A little bit in love with you
Find More lyrics at www.sweetslyrics.com
But only if you're a little bit
Little bit
Little bit
In lalalala love with me

I think I'm a little bit
Little bit
A little bit in love with you
But only if you're a little bit
Little bit
Little bit
In lalalala love with me
Ah oh

Come here
Stay with me
Stroke me 
By the head
Cause I would give anything
Anything
To have you as my man

Come here
Stay with me
Stroke me, by the head
Cause I would give anything
Anything
To have you as my man

Little bit
Little bit
A little bit in love with you
But only if you're a little bit
Little bit
Little bit
In lalalala love with me

I think I'm a little bit
Little bit
A little bit in love with you
But only if you're a little bit
Little bit
Little bit

Perşembe, Mayıs 21

For my love

Yarı zamanlı aşık,Tam zamanlı dostsun
Üzerindeki dert bu araların son modası 
Başkaları başkalarında ne buluyor bilmiyorum
Senden başka.
Burası kilise,burası çan kulesi
Çok yakıştık birbirimize iki çirkine göre
Başkaları başkalarında ne buluyor bilmiyorum 
Senden başka
İkimize de geliyor öfke nöbetleri
Benim istediğim hayran,senin istediğin sahne
Başkaları başkalarında ne buluyor bilmiyorum
Senden başka.
Sen hep ideallerine sadıksın 
Aşığım ben hislerine 
Başkaları başkalarında ne buluyor bilmiyorum 
Senden başka.
Seni alnından öpüyorum trenin gölgesinde 
Seni romantikçe öpünce bütün vucudum sarsılıyor 
Başkaları başkalarında ne buluyor bilmiyorum 
Senden başka. 
Çakıllar affeder beni
Ağaçlar affeder beni
Neden sen affetmeyesin beni ? 
Başkaları başkalarında ne buluyor bilmiyorum 
Senden başka....


LOVE CK.. 

Salı, Mayıs 12

Being a Human being is SUCK!!

Sonunda korkulu rüyam olan 20.yaşıma da girmiş bulunuyorum.
Ne kadar acıdır o birdaha küçük olamıyacağımın ve birdaha 12-14-15 yaslarımdaki gibi pervasızca davranamıyacağımın yada kötü bişey yaptığımda "ahah cocuktur yapar" denmiyeceğinin yaşını çoktan geçmek kalbimi sızlatmıyo değil.
Düşünsenize kim bilirdiki,2 yaşında baktığın,sevdiğin insanı gözlerinden bile sakınıcağını yada kim bilirdiki,4 yaşında koşamazken büyüdüğünde en hızlı adımlarını ona karşı atıcağını yada ondan kaçmak için hızla kullanıcağını,10 yaşına geldiğinde okulda sevidiğin insan sana bakmadı diye köşede ağlıcağını yada annenin sana işaret parmağını göstererek büyümen gerektiğini sölediğinde yada 14 yaşına gelip ilk gençkızlığa adım atıp regl oldugun da eline gelen kan,ilk ilişkinden daha acısız oldugunu nereden bilebilirdim,bilebilirdin,bilebilirdik !!!,sen istemsen bile o gözlerin o ellerin iğrenç bedenlerin üzerinden hiç çekilmiyiceğini yada küçükken garip garip anlatılan o hikayelerin "gece uyumassan camdan uzun saçlı kız gelir seni alır" psikolojimizi bu kadar bozabiliceğini olduğun aileden bu kadar sıkılabilceğini onlara hiç ihtiyac duymadıgını ama küçükken seni yanlız bırakıp uzun seyahatlere cıktıklarında kendi kendine eglenmen gerektiğini yada sen oradayken orada yokmussun gibi deliler gibi kavga ettiklerinde bu kadar üzülebiliceğini ve onlar sana hayatın her çeşidini yaşatırken sen onların istediği çocuk olmak için çabalarken bunun için hiç takdir edilmediğini ve en ufak hatanda cezalandırıldığını,bunları nası görmezden gelebilirdikki.

*İlk kaçamak öpücük,suçluluk duygusu
*İlk kaçamak içki,suçluluk duygusu
*İlk kaçamak sigara,suçluluk duygusu
*İlk kaçamak sevişme,suçluluk duygusu
*İlk kaçamak cinsel beraberlik,suçluluk duygusu
*İlk kaçamak ot,suçluluk duygusu
*İlk kaçamak kız sevgilin,suçluluk duygusnunda beteri...

Bunlar belkide hayatımızın bir kısmını özetler ama hangi birimiz itiraf edebilirki her geçen gun bunlardan birini yaşadıgımızda eve gelip o anneden gözleri kaçırma babadan gizleme sakızlar çiğneme o yurekteki pişmanlık duygusunu hisetmediğimizi,ve sen bunları yaşarken onlar gene olanlardan habersiz her seferinde anlamsız kişilik hikayeleri yok "sunun kızı böle yapmıs,yok onun kızı şurayı kazanmış",iyide butun bunlar neden anlam veremiorum neden hepimiz bir sistemin ve düzenin kurbanı olmak zorundayız benim hayatımın tek amacı bi şekilde efsane olabilmek öle yada böle,bu hayata bişey bırakmadan ölmek canımı yakar her ne kadar ölmekten bu ara çok tırssamda ve sadece adını ve yuzunu görmediğim bi kadın için acılar çeksemde sadece annem oldugunu bildiğim.Evet sonunda 20 oldum ama 20'mi yolun yarısı içimde yaşayan 20 sene daha yaşlı ruhummu bilemiorum farkındalığımı kesmeliyim farkındalığımın verdiği rahatsızlığı silip atmalıyım,artık sevgilimi sevebildiğimi göstermeliğim canını yakmamalığım ne çok şey yapmalıyım tanrım biraz beynimde yer açta kendimi birtek aynada değil senin gözundende görebiliyim,oluduğun yer gökyuzunden..

"Büyüme yaşım büyüme,hadi bana bir masal anlat baba,amca,dayı,teyze,yenge"..


                           LOVE CK..

Cuma, Mayıs 1

Lé Pétit énfant

Büyük bir aşktı bizimkisi,çocuklar gibi masum,hür ve şen küçükken tanımıştım onu yanakları al yüzü kirlensede saflıktan kirlenmiyecek kadar beyaz,papatyaları soldurucak kadar doğal ve özeldi.
İlk tanışmamız bir kadın kuaförünün önünde olmuştu,neden orası derseniz 2 mizinde anneleri kendileri ile meşgulken biz kapıda sıkılmakla meşguldük çünkü sıradan değildik ve sıradan olmadığımızı 6 yaşında gölün kenarında beni sıradan olmayan bir şekilde öptüğünde anlamıştım,tanıştığımız yere dönerések kapının önündeydim üç tane misketim vardı cebimde elimde onlara bakarken içten bir "öf" ile yanıma oturan küçük "kızıl saçlı ve yeşil gözlü" kız bana doğru baktı ve dediki "hiç merak ettinmi o renkleri nası içine koyduklarını" utangaç baktım "evet hemde her elime alışımda onları bu yüzden seviyorum hep merakımı uyandırıyolar" dedim,gülümsedi ucu eskimiş ayakkabısını ayağıma vurdu bende küçük bi dirsek attım sonra annelerimizin işi bitene kadar konuştuk hemen kaynaşmıştık bilirsiniz çocukken bi zorunluluk yoktur kaynaşmak için nasıl olsa küçüktük ama dünya bize çok büyüktü ve bizde meraklıydık,küçükken elele gezdiğimiz sokaklarda büyüdüğümüzde elele gezdiğimizde o meraklı ve kınayıcı gözleri üzerimize hiç çekiçeğimizden haberimiz bile yoktu.
Geceleri bazen korkardım yanlızdım sahip olduğum tek şey tahta bir oyuncak ve onun sıcacık ve küçük ellerinin avuç içleriydi o yüzden her korktuğumda küçük camımdan battaniyemle iner onun evinin önüne kadar yürürdüm ve onu evinin önunde hazır bulurdum sonra küçük oyun çadırında uyurduk,zaman bölece geçtikçe ailelerimiz küçükken safça gördüğü o yakınlığımızı büyükçe kısıtlar oldu ve neden birbirmizle bu kadar vakit geçirmeye düşkün olduğumuzu hiç bir zaman anlayabilicek kapasiteye erişemediler çünkü bilmiyolardıkı bizi bağlayan hayal gücümüz ve kalbimizin en başından beri birbirimize ait oluşu onunla olduğumda hep büyümektan korkardım büyüyüp bigün hayat şartları değiştiğinde beni terkediceğinden ve kısa sürmedide uzaklaşma sürecimiz.
O yazın sonu okula başladık her zaman ki gibi okulumuzada elele gittik çünkü her gün yemek yemek kadar normaldi onun elini tutmak ve daha ilk günden bakışları üzerimize çekmiştik birbirimize bakıp anlamsızca gülümsedik ve saniyelerimizi bile beraber geçirdiğimiz hayatımızda ilk defa ayrılmıştık çünkü sınıflarımız ayrı düşmüştü ne yazık onu düşünmekten dersi dinleyemez olmuştum,o günün sonu okul bittiğinde okulun önünde buluştuk elimi uzattım uzattığımda havada asılı kalmıştı çünkü tutmamıştı önemsemedim eve kadar beraber yürürken sürekli sınıfından ve hocalarından bahsetti okadar heycanlıydıki bana sormadı bile ama olsun önemsemedim birbiri ardından gelen günlerde olduğu gibi gittikçe yanlızlaşıyordum çeşitli etkinliklere katıldığı için bazı günler eve hep yanlız dönmek zorunda kaldım,bir gün gene eve yanlız dönerken küçükken ne vardı,büyürken neden yok dedim içimden o gece ağlamıştım çok çünkü bi önceki gün eve dönerken hoşlandığı bir çocuktan bahsetmişti bana hiç bişey o günkinden fazla acıtmamıştı canımı.
Ve o sonbahar sonu liseye başlıcaktık ne kadarda büyümüştük,bütün zevklerimiz değişmişti o bütün yaratıcılığını ve zekiliğini güzelliyle kullanmayı tercih etmişti,ben ise kitaplara ve çeşitli sanatsal faaliyetlere vermiştim.Evet lisenin ilk günü okula beraber yürüdük ama el ele değil yanyana 1 2 sınırlı cümle kurarak ve tesadüfen bu sefer sınıflarımız aynı düşmüştü ama o yinede beni görmezden gelmeyi tercih etmişti,hatırlıyorumda çocukken bir gün sahilde gökyüzüne tersten bakarken demiştiki "seninle yaşıyacağımı bilsem ömür boyu,büyüyünce asla seni sevmekten çekinmezdim çünkü sen belkide yüreğime sakladığım en sevdiğim insansın ve bir gün hayatın getirilerine mahkum olursam ne olur beni şimdiden affet ve buraya bir gün bensiz gelirsen bensiz gelmediğini bil isterim"ve ben bunları düşünürken sınıfta gözlerinin içine bakmıştım ve onun bi an gülmeyi kesip buruk bi gülümsemeyle bana bakarken ağlamamak için yutkunduğunu gördüm.Neden ? dedim ve nedenimle kaldım.Her geçen gün dahada güzel oluyordu nerdeyse okulun en güzel kızlarından biriydi çok erkek hoşlanıyordu ve ben uzaktan onu izlerken sadece gülümsüyordum çünkü hayatında sadece bir erkekten hoşlandı 2 gün sürdü ve başka bir erkek onu elde edemedi çünkü yüzünde gördüğüm benim yüzümdü ve benim yüzümle kimseyi öpemezdi.
Ve bir gün okulun bahçesinde otururken beklemediğim bi anda yanıma geldi,kulağıma "seni seviyorum" dedi şaşırdım bende eğilip "seni ama sadece seni seviyorum" dedim.Elimi tuttu korkmadan sım sıkı  kalk dedi ve koşarak gölün kıyısına gittik ve belkide yılların acısını derinden çıkarır gibi saatlerce birimize baktık ve öpüştük beni küçüklüğünde bile sıra dışı öpen o kız sıra dışılıktan mucizeye dönüşmüştü,bana baktı uzun uzun "öle bakma" dedim "öle bakmasamda böle olmaz mı ?" dedi "böle olur" dedim gülümseyerek ve olduda  bütün çırpınışlara küçükken bile bilmediğimiz tepkilere rağmen şimdi o benim kadınım bende onun kadınıyım ve bu yazıyı onu sevmemin hiç sonu olmayacağı ve her gün sonu olmayan sevgimizi kutladığım anlar adına yazdım...

"Çok tatlısın."
"Tatlı!,Sen daha."
"Abartma."
"Abartırım küçük."
"Peki küçük." 

LOVE CK..

Çarşamba, Nisan 29

Try Unpersonal Jesus

Bu yazıyı aslında 3 gündür falan yazmak istiyordum fakat nedense bir türlü doğru kelimeleri seçemedim başlamak için ama en iyi başlama noktasını bu gece saat 1.41 AM'i gösterdiğinde seçtim..
Aslında düşünüyordum uzun zamandır neyi nası yapsam,taşı gediğine nası koysam diye ama düşünmekle geçmio tabi saçma sapan o insanı boğan karamsarlık hissi,keşke duygularımı dondurdugum gibi kendimi ve bulundugum geçirdiğim zamanıda dondurda bilsem okdr istiorum ki bazen ve şaşıyorum aniden bedenimin bu kadar uzun süre hayatta kalabilme kapasitesine ne güçtür Tanrım ! sanırım bir Personal Jesus'ım.
Aradığımı bulamama hissi bayadır yoğun içimde yada o kırık parçaların içimi yırtarak heryerimi parçalayacağını bilerek yutmak hazmetmeye çalışmak acılı bir sonuç doğurmuyo değil fiziksel ve manevi olarak,güzel olmaktan cok sıkıldım biraz çirkin olsam onlarıda anlasam diorum bazen çok şey yaşadığımı dusunuorum her gün ama her yeni gün başka bişeyleri daha yaşamadığımı farkediorum,buralar güvenli sular dediler gittim,yüzdüm geldim bi bacağımı köpek balığına kaptırdım dedim nası güvenli sular kardeşim biz sana orası demedik burası dedik dediler orda gittim,yüzdüm geldim,öteki bacağımı kaptırdım dedim son cırpınıslarımda kardeşim sen beni salak mı zannetin, yo hayır dediler,masumca yüzüme bakarak,ve anladımki onlar oraya güvenli su der sınır çekerler sen gider yüzersin ama düşünmessin içindeki köpekbalığına sınırmı dayanır görünende bir sınır vardır ama görünmeyende asla bir sınır yoktur, evet sayelerinde ölmeden bunu anlayabildim mutluyum aslında gözlerim kapalı değil aslında Wonder Woman'ım ben duvarların arkasını artık görebiliyorum,senide görebiliyorum beni masumca aldatırken o duvarın arkasında sessizce ve korkca onu öperken üzülüyorum ama bende gidip bir başkasını tutkuyla delilerce öpüyorum ama sen ne yazıkki o duvarın arkasını değil o duvardan geçemiosun bile.Kendin istedin ördün güzelse al sana duvar gelde ısıt beni şimdi yaslandıgımda duvara soğuk belime işlerken.

Salı, Nisan 7

You seem to be unusual..

Öğrendimki gece yarısı tatlınızı yerken amansızca soru işaretleriyle gelen annenizin ne kadar yıpratıcı ve hırpalayacı şeyler sorabilceğini ve öğrendimki insanların ön yargıları yuzunden kişilikleri belkide altın kadar değerli insanları sadece dünyanın yuvarlak olduğunu sölediği için asıyolarsa bu gece bildiğim herşeyi tersine çevirdim, ve istemsizce anladımki itilip kakılmak bir okadar kolay.Üzülmedim değil gördüklerim karşısında ve acımadı değil içim iyi niyetimin gözlerimin önünde suistimal edilişine,hani hamurdan bir adam yaparsınız belki çok seversiniz ve ona ellerinizle ve parmak uclarınızla anlam katmak için yoğurursunuz ve en son aşamaya geldiğinde gözlerinizi kapatıp derin bir nefes alıp "hadi ne olur canlan" dersiniz içinizden işte bunu her insan için istemek sanırım gerçekten aptallık bazen sadece kendimi sevmekle hata yapmadıgımı dusunuorum ama bazen istemsizce kırdığımı bilmek canımı yakamıo,uykularımı kacırmıo değil,ve hani bazen bir insan hiç umurunuzda olmaz dusunmessiniz bile ama sizin yaşadığınız yere gelip sizi aramadığını bilmek içinizde bi yerleri cız ettirir ve annenizin gece yarısı gelip tatlınızı yerken o can alıcı ve en derin soruyu sormasına sebeb olur "neden seni görmek istemiyor neden artık konusmuyosunuz senin anormal olduğundan mı vb.."Anormal kelimesi gerçekten can alıcı bi nokta yani ben anormal değilim ben belkide en anormallerden daha düzgünüm ama bu neden sadece ve sadece eşcinsel oldugum için benim kişiliğim kendime olan saygım herşeyim hiçe sayılıyorsa daha nedemeliyim gerçekten hiç bilmiyorum insanlar neden anlamak istemiyolar 2 kadnında yanyana mutlu olabiliceklerini şaşıyorum umarım bir gün herkez yaptığına ve karşısındaki insana hissetirdiklerine olabildiğince pişman olurlar..

Love CK...

Perşembe, Mart 19

On My Shoulders...

Sessiz kalemim,sakin nefes alışverişlerim,derin ve ıssız bir yolculuk gibi sensizliğe bile bile sonunu göremeden uzatmak elimi parlak gelen ışıklara..
Senden ödünç aldığım bir kaç ışıltı sadece kendi etrafımı aydınlatmaya yettiler arkamı dönüp baktığımda dünyam hala anlamsızca karanlıktı,içimden giden insanların yönünde gelmek,gelenlerin yönünde gitmek istedim en derinden terz yüz edebilcekmişim gibi kendimi.Bulanık,çok daha bulanık artık binlerce doz morfini zorla damarımdan bastıra bastıra vermişler gibi hissediyorum,bazen görebildiğimi ama aslında hiç bi zaman göremediğimin farkına varıyorum ve sen bilirmisinki alışılmışlığın yeri zor dolar ve sen bilirmisinki geceler boyu dizlerinin üzerine çöküp ağlamak ne denli kanatıcıdır içini yaşarken ölmek misali,sustuğum ve konuşmadığım anlarda içinden gelen sesler seni rahatsız etmesin diye müziğin sesini sonuna kadar açmak yada avazın çıktığı kadar bağırmak yada ölene kadar içmek hayatına son noktayı koyamamanın başarısızlığı yüzde kaçtır sence..
Düşlüyorum düşlemeye çalıştıklarımı özlüyorum görmeye çalıştıklarımı ve sonunda farkediyorumki düşlediğim ve özlediğim ne biri nede kimse var tamamen boş olmanın ne kadar acı verici etrafndaki kimsenin tutunamayacak kadar güvensiz olduğu hissi gecelerce aklımda büyük bir soru işareti,seviyorum demek bile zar zor ağzımdan çıkarken nereye şimdi omuzlarımdaki yük beni ezerken nasıl doğrulmamı beklersinki içimi karartan cümleler bir okdr daha karanlık olan yüreğimi nası ifade ederimki birazını anlattımda bile karsımdaki insanın bunalmaması imkansız ve anlayabilmesi,görebilmesi ve beni geceleri en yüksekten düşerken sarılabilmesi..İstediğim tek şey ne istediğimi bile bilmekti şu hayatta ama ona hiç bi zaman sahip olamadım ölece olgunlaşıorum etrafımda koca koca binalar yükseliyo jenerasyon değişi ve ben içten içe sitemsiz solgun sayfalara saklı kalıorum mükkemmel olduğumu sölerlerken mükkemel olmadığımı kendi içimde bilmek ama bunun için savaş vermek umursamadan yaşadığımı hissetmek ama olan herşeyi umursamak ve beni hiç yanlız bırakmıcanı söleyen insanların bi anda hayatmdan gitmesi bazen annemi çok özlüorum neden gittiki acaba,gitmesin kimse ne olur,değişmesin ne olur,özlemiyim ne olur artık beynimle oyun oynanmasın birileri kurtarsın beni,demek istemiyorum "BEN ÖLMEDEN ÖNCE BİR SÜRÜ DOSTUM VARDI"...

Pazar, Şubat 22

BİR GÜN..

Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde
Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa
Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde
Ve saatler geçikmiş zamanları çalarsa 
Bil ki seni düşünüyorum.

Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin,acil
Örtün karanlıkları masmavi denizlerde
Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl 
O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde
Bil ki seni bekliyorum.

Bir sabah gün doğarken aç perdelerini, bak
Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar 
Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak 
Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar 
Bil ki seni istiyorum

Gecelerden bir gece uyanırsan apansız
Uzaklardan elemli,garip bir kuş öterse
Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayanlız
Ve bir gün kabrimde bir kara gül biterse 
Bil ki seni seviyorum.

Salı, Şubat 17

Your kisses good as wine..

Acı bir tat gibi dudaklarımda yokluğun,serin ama ılık bir rüzgar gibi bedenimde varlığın..
Bir yaz akşamı oturduğum balkonuma doğru esen rüzgardan savrulan önümdeki koskoca cam ağacı ormanının sesleri,sabaha karşı eğlencelerden dönen sarhoş ama uykulu gençkızların sesi ve onlara dokunabilmek için arkalarından takip eden aç gözlü delikanlıların aç gözlü adımlarının sesi,sen şimdi içerde yorulmuş bedenini dinlerdirmek için uyurken ben usulca kalıp geldim yerimden bir bardak sallama çay ve yıpranmış sigara paketimle başbaşayım,önümdeki deftere senin için bir kaç satır karalamak istedim ama yapamadım sanırım daha o kelimelere sahip olamadım onun yerine bir serzeniş yazmak istemedim şuan sen uyurken hayatı nası gördüğümü bil istedim o yüzden bizi bir kağıttan daha mahrum ettim.Geceden kalma çöplerimize bakıorum ne kadarda pisiz ama olsun seninle burayı dağıtmak bile güzel keşke şimdi görebilseydin ve duyabilseydin güneşin dogarken bana sölediklerini yada cırcır böceklerinin nekadar cok dilek dilediklerini sabaha kadar hiç susmadıklarını,bazen gökyüzünü bu denli güzel gördükce içim biraz daha ısınıyor hayata çünkü gün batımları ve gün dogumları hep bir ressamın elinden cıkmış gibi güzel ve nadir oluyolar keşke bnde hayatımı kusursuz bi ressamın elinden çıkarabilseydim keşke kendimi inandırabilseydim gitmiyeceğine sen yatagımızda masum masum uyurken güneşin dogumuyla terleyen bedeninden sen bilmeden öpmenin ne kadar güzel oldugunu hissedebilseydin,gece boyu kollarımda öptüğüm dünyayı umursamadan seviştiğim kadının bu denli nasıl masum oldugunu görebilseydin ve bi insanın kendi çıplaklığı dahil başka bir çıplaklığa naslda tapabilir bilseydin ama göremessin işte uyuyosun silkelemedikçede uyanmıcaksın yada yanana masum bir öpücük kondurmadıkca ve o uyku sersemliğle beni başından cok kolay savıcaksın geri geleceğimi bilerek ama sen beni başından savdığında o kapıdan çıkan ayak seslerimi bir bir duyacaksın ve kapıdan içeri girmediğimde ensişeye kapılıp uyanıcaksın koşup bana sarılıcaksın yada öle isticeksin çünkü sen uykunda beni başından savarken toparladığım eşyalarımın sesini duymıcaksın gözlerim yaşlı çeke çeke sürüklediğim bavulun tekerlek sesine aldırış etmiyeceksin ve uyandığında aslında bunun sana yazılmış bir elvada notu olduğunun farkına çok geç varacaksın ama sen şimdi uyu ve güzel rüyalar gör daha saat cok erken ve erkenden denize gitmemek için herhangi bir sebep yok yaşlı insanlar için çünkü onlar belkide ömürlerinde son kez denizi okdr berrak görebilicekler o yüzden herşeye hep acelecidirler,gençken herşey ne kadarda güzel zaman yavaş olabilicek şeyler hep ertelenilcek şeyler ama bazen dün bugun,bugun ise dün oldugunu anlamak çok zor.Geceleri içkiden hafif sarhoş oldugumzda beyaz ve kapısında pembe çiçekleri olan evin kapısının önünde seni öpmek sonra elinden tutarak koşar adımlarla eve koşmak bir an önce derinden sarılabilmek için biraz daha fazla sen için çabalamak nede olsa nefessiz kalmak,sana bunları yazmak için nedenlerim yok ama beni bu yazıya götüren sebeplerim cok,bazen hiç duymadığın sadece kendi sesinin çıktığı noktalarda görüntünün düşünce sesini açtığımızda sana bakarken düşüdüklerimi hep görmezden geldin ve bilmedin ve bnde bilmedini bilerek sustum derin nefes aldım ve seninle sevişmeye devam ettim,düşündüğüm bildiğim şeyler yuzunden bazen odaklanamadım ama varlığını hiç inkar etmedim edemedim o yürekliliği taşımıyorum sanırım.Evet biraz önce sana baktım yerimden kalkıp bir sallama çay daha  yaptım o sırada sende sırt üstü uzanmıstın zaten uzaktan seni kokladım gün iyicene ağırdı bi ara farkettim uyuyakalmışım ürpertiyle uyandım ama uyumamalıyım nede olsa birazdan çayımı bitirtikten sonra bugun için rezervasyon yaptırdıgım uçağıma yetişmeliğim bu sakin sessiz küçük sahil kasabasından giderek uzaklaşalıyım seni ve anılarımızı burada bırakmalıyım,neden deme can simidi elinde koşturan cocuktan can simidini istemek geldi içimden ozmn kendi canım +1 canım daha olurdu büyümek için mantarları yerken zıpladığımda acılarımdan 5000 puan kazanabilirdim ve evet uyandın malesef tahmin ettiğimdende erken uyandın şimdi bize bir vedalaşma sahnesi lazım izleyenlere bir son göstermek lazım ve evet balkona doğru gözlerini avuşturarak geliyosun kapıda duran bavulun farkında değilsin içimden tshirtum üzerinde çok güzel durmuş demek istedim çünkü uzun sarı saçların sağınık gözlerin gökyuzundende mavi ve uykulu üzerinde yazan "born to be Famous"tshirtim tenine bu kdr güzel uyabilirdi ve sen yürüken içindeki çıpklaklığı kilodunun üstünde olmaması beni bnden alan ve yanıma gelip oturup "sevgilim ?" demen bnmde "günaydın sevgilim ?"demem sanırım bizi bütünletiren noktalar.Valizi farketmedin şuan farket istemedim gelip sarıl istedim seni kucaklayarak yatağa götürmek sonra öpüp öpüp koklamak derinden ve içten bakmak o gözlerine ve şöle sölemek "elvada demeden gidecektim aslında ama sen tahmindende erken uyandın sanırım kendimi gökyuzune biraz fazla kaptırmısım ama üzerinde gördüğüm ben,ben kokan ben cesaretimi kırdı ve sabahki o güzelliğin ve gözlerinden gelen dalgaların sesini kendimden alamadım çok aptalım ama böleyim uyurken başından savdın ama en büyük hatayı en başında yaptın sen beni UYANIKKEN hayatına aldın"...

Love CK...Be glamour Be unforgettable...

Çarşamba, Ocak 28

You said you needed me or at least tha's what I thought
At times the memories
Seem to be knocking at my door
I've seen the film a million times
Feels like I wrote the storyline
I refuse to replay
The mistakes that we made yesterday

I like to think I'm stronger now
Victim of common sense 
The truth is that I know I still
Confuse the past with the present tense
Condensing what we had
To single Frame
That sticks in my mind
As I try to move on 
The same image comes back every time

They were yesterdays mistakes
And they were yesterday's mistakes
Yesterday's mistakes
Somewhere

Forgive my selfishness
I'd be grateful If you can 
Forgive my ingratitude
You think I'm twice the girl I am
They say we should forgive
But not forget 
What has gone before
I refuse to replay 
The mistakes that we made yesterday